• BIST 108.615
  • Altın 144,411
  • Dolar 3,4977
  • Euro 4,1231
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C

Bahanelere sığınmadan vakaya odaklanmalı

Ali Osman Şen

Avrupalı olmak, yüzyıllardır Doğu’dan Batı’ya göç eden, hiç arkasına bakmayan biz Türkleri hep cezbetmiştir. Bu cazibe merkezi, futbolumuzun da tam göbeğine oturdu. Nitekim sezon boyu yapılan mücadelelerde en büyük hedef Avrupa Kupaları…

Peki Avrupa’ya giden bir Türk ne yapar? Amaaan nasıl olsa artık geldim. Oturma iznim de var, gerisi bir şekilde hallolur. Kapağı attık artık…

İşte Konyaspor da kapağı attığını düşünerek ardına hiç bakmadı. Sanki oraya gidince, her şey bitmiş yeni sezonda yeni başarılar olmadan idare eder gideriz diye düşünen bir anlayışın esiri olarak, taraftarına hiçbir başarı vaat etmeyen bir takım hüviyetinde sezona başladı Konyaspor.

Yeri geldi eleştirdik yeri geldi toparlanacak dedik. Ama hep bir bahane vardı. Avrupa’daydık, aynı ‘Biz Türkler’ gibi. Boşvermişlik, transfer olsa da olur olmasa da, idare ederiz, yaklaşımları sezonun üçte birini yedi bitirdi.

Her geçen hafta daha iyi olmasını beklediğim Konyaspor, Shakhtar maçına ‘yedek ağırlıklı’ kadroyla çıkmasına rağmen Osmanlıspor karşısında rakibin organize oyununu seyretmek zorunda kaldı. Çünkü Ukrayna’daki kadro da Konya’daki kadro da ‘’yedek ağırlıklı’’…

Hora ve Rangelov arasında tercih yaparken üçüncü bir ismi arıyor gözler.

Skubic, yorgunlara oynuyor, peki ya yedeği kim?

Volkan Fındıklı, saman alevi misali, maçtan maça kötünün iyisi olmaya çalışıyor. Ali Çamdalı yoksa Volkan sırıtıp kalıyor. Vukovic ve Ali Turan da insan. Tüm yük üzerlerinde söyleyecek sözümüz yok. Peki yorulduklarında kimi oynatırız. Pimi çekilmiş el bombası Selim olur mu?

Milosevic’le olmuyor, Amir: “Yetişmedim henüz, biraz vaktim var” diyor.

Ömer Ali, Avrupalı gibi oynuyor, sahanın her yerinde. Peki, kiminle anlaşacak bu adam da asistler yapıp gol attırabilsin ve gol atabilsin? vs. vs…

Yani bir bakıyorsunuz 25 kişilik kadro yedek ağırlıklı. Peki ya Avrupa tecrübesi bu şekilde kazanılır mı? Mücadele edemeden, oyunda ben de varım demeden, bitse de gitsek der gibi son düdüğü bekleyerek; takım, kulüp ve taraftar bu tecrübeyi kazanabilir mi? En sıkıntılı soru da şu ki; Konyaspor için Avrupa Ligi sona erdi, peki bu tecrübeyi kazanabildik mi?

Geçen sezon aynı haftada; 19 puanla 7. iken bu sezon 17 puanla 6. olan bir takım var ortada, yani tabloya bakarsanız neredeyse aynı seviyede, tabii sadece ‘’tabloya’’ bakarsanız. Fakat kimliksiz ve kontrolsüz bir takım var bu sezon. Ha iyi oldu ha iyi olacak derken zaman tüketen bir takım. Oyun anlayışını kaybetmiş, 90 dakikanın 20-25 dakikasını kullanabilen, Aykut Kocaman’a yakışmayan bir takım var. İyi olacak diyoruz kötüye gidiyor, kötüye gidiyor derken kıpırdanıyor. İşte takımın problemi tam da bu, geçen sezonki takım oyununu yansıtamıyor, kendi oyununu oynayamıyor.

Yani demem o ki mesele sıralama ya da puan değil. Mesele hedefler ve güzel oyun. 17000 kişi o soğukta tribünü dolduruyorsa bahanelere sığınmayacaksınız. Osmanlıspor da Avrupa’dan döndü. Onlar, kendi oyunlarının gereğini en iyi şekilde yansıtmaya çalıştı. Eze eze mi oynadı? Hayır ama futbol oynadılar.

Can havli ile baskı kurup beraberliği kurtarmayla olmaz. Büyük resme odaklanıp haftalardır dilimde tüy bitiren kalıcı çözümler getirilmeli. Ancak kulüpte bu adımları göremiyorum. Umarım perde arkasında çalışmalar yapılıyordur. Ligin 2. yarısı da böyle giderse, Avrupalı Konyaspor Orta Asya’yı mumla arar. Temennimiz daha iyi bir Konyaspor seyredebilmek.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Anadoluda Bugün Spor | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.