İsmet Karababa... Bay Fair - Play -3

İsmet Karababa... Bay Fair - Play -3

Fair – Play Büyük Ödülü sahibi İsmet Karababa’nın okurlarımız için hazırladığı yazı dizisinin üçüncü bölümünde Fair-Play ile futbol ilişkisine ışık tutulacak. Yazının son bölümünde ise Karababa’nın alt yapı organizasyonu hakkındaki görüşleri yer alacak

Futbolun popülerliği yanında futbol ekonomisinin artışı ile beraber kazanma arzusu ön plana çıktığını görüyoruz. Ne olursa olsun kazanma isteği antrenör ve sporcular ile birlikte sporla ilgilenenleri bazı yanlış tutum ve davranışlara yöneldiğine veya yönlendirildiğine üzülerek te olsa tanıklık ediyoruz.

Bu da sporun gerçek felsefesinin dışına çıkılması anlamına gelmektedir. Bu anlayış kulüplerimiz ile çocuk ve gençlerimizin geleceğini tehdit altına almaktadır. Bu futbolda ticari ve siyasi beklentilerin artması, ahlaki beklentileri ikinci plana itmiştir. Bu durum Amatör ruhun, profesyonellik karşısında gerilemesine neden olmaktadır.

manset-2.jpg

Maalesef günümüz amatör ve profesyonel futbol dünyasında kanan – kazan anlayışının hakim

altyapı çalışmalarında eğitim odaklı olmaktan uzaklaşılarak sonuç odaklı çalışmalar öne çıkmakta olduğuna tanık oluyoruz. Bu anlayış yetenekli futbolcu yetişmesini zorlaştırırken, Fair Play anlayışından da hızla uzaklaşılmakta, istenmeyen görüntülerin sahnelenmesine zemin hazırlamaktadır diye düşünüyorum.

259474336-5154882817873925-7826207389310455703-n.jpg

Yaşadığımız bu gelişmeler sadece futbolumuzu değil, insani ilişkilerimizi, bozuyor, içinde yaşadığımız toplumun huzurunu tehdit ederken bu durumdan da en çok gençlerimiz etkilenmektedir.

“Güzel Futbol” arzusu ve hedefinde olanların; öncelikle “Temiz Futbol” anlayışına katkı vermesi gerektiği inancındayım. Fair Play anlayışı temizlenerek güzelleşecek futbolun ana omurgasını oluşturacağı bilinmelidir.

98327708-3492276027467954-1796341578738958336-n.jpg

Fair Play kavramını sadece, sporcular arası ilişkilerde, hakemin verdiği kararlarda ya da iki takımın anlayışında aramak doğru bir bakış açısı olmadığı görülmelidir. Futbol alanlarında “Temiz Futbol” yöneticiden - taraftara, - antrenöründen – sporcusuna, hakeminden - gazetecisine kısacası futbol ailesini direk veya endirekt oluşturan tüm kesimleri doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren bir anlayış olduğunu iyi anlamalı ve anlatmalıyız diye düşünüyorum.

Futbol dünyasında önceden dürüstlük en önemli kavramdı ve bu değere sahip olan kişiler her zaman kamuoyunda destek bulurdu. Günümüzde ise futbol camiasında kazan-kazan anlayışı yeşerdi. Futbolumuzda görev üstlenenler için spor alanlarında olumlu davranışlar sergileyerek içinde şiddeti barındırmayan bir kültürün oluşmasına katkı sunması gençlerimizin hedefleri, toplumumuzun geleceği adına bir sorumluluk olmalıdır.

mansetttttt.jpg

Burada, futbolumuzun sorunlarından, kişisel çıkar çatışmalarından, özellikle hastalıklı duygu ve bakış açılarından arınma adına her kesime görev ve sorumluluklar düştüğünü hatırlatmak isterim. Elbette futbolumuzda yaşanan olumsuz gelişmelere rağmen fair play adına Konyaspor Genç Takımı, Fenerbahçe Genç Takımı, Bursaspor U11 takımı, Konyaspor Kulübü gibi ülkemizden ve Dünyadan Fair Play ödülleri almış çok güzel örneklerimizde vardır. Futbol camiasından daha birçok Türkiye Fair Play ödülü almış daha bir çok örnekten de bahsetmemiz mümkündür.

NEDEN ARZU EDİLEN SAYIDA
FUTBOLCU ÇIKARTAMIYORUZ?

karababaaaa.jpegUzun yıllardır bu şehirde yaşıyorum ve futbolun hep içinde olmuş birisiyim.. Bu şehrin çok önemli imkân ve potansiyelinin olduğunu biliyorum. Yetişmiş insan sayısı olarak da iyi bir seviyede olduğumuzun da farkındayım. Bizler zorlukları aşmak için çalışmalar yapmayı düşünmemize karşın uygulamaya geçirmede beceri sahibi olamıyoruz. Düşüncelerimi daha açık şekilde sunmak istiyorum.

Büyük büyük kulüplerimiz, bir asırlık ömrü aşan koca çınarlarımız mutsuzluğu yaşamakta ve "sonumuz felaket" anonsları yapmaktadır. Bu akıbetin kaçınılmaz olduğunun vurgusu her yetkili ağız tarafından duyurulmaktadır. Puan silme cezaları, transfer yasakları gibi olumsuz gelişmeleri yaşamaktayız. Küme düşme ve Avrupa’ya men gibi cezaların kapıda olduğunun da farkındayız. Bu durumu 2010 yılında transfer yasağı ile yaşayan o şartları en iyi bilenlerden biri de Konyaspor camiasıdır.

Bu tehlikeleri bertaraf etmek, tehditlerden korunmak ve bir daha yaşamamak için en önemli yöntemin önsözü, altyapılarımızdan kazanacağımız çocuk ve gençlerin önünü açma olarak yazılmalıdır. Bu nedenle kulüplerimiz için kurtuluş; ÖZE DÖNÜŞ gerçeğinde yatmaktadır. Ben duygusundan arınmış, Biz olabilmeyi arzulayan ve ortaya koyan, dürüst anlayış sergileyen ve destekleyen futbol adamlarına gereksinim duymakta futbol toplumumuz... Futbol dünyamızda yenilenme ve sağlıklı yapılanma dürüst kişilikler tarafından sağlanabileceğine inananlardanım. Rol model kişilere inanılmalı, güvenilmelidir ki, adını duyurabilsin, sesini yükseltebilsin ve kalıcı başarılar elde edebilsin.

Onlar sayesinde futbolun kişilikli paydaş sayısı artacak ve spor kamuoyundan destek görme şansımız da çoğalacaktır. Dürüstlüğü yeşerten, büyüten, yaygın hale getiren futbol kişilikleri kılavuz ya da önder diye tanımlandığında da ülkemizde potansiyel tehlike olarak sahne alan “kazan- kazan” anlayışı yok olup gidecektir…

a00b6720.jpg

Sormalıyız;

Futbolumuzda ahlak anlayışı eksikliğinden kaynaklanan; her koşulda kazanma düşüncesi, rakibi hasım görme, kasıtlı faul yapma, hakemi aldatma, seyirciyi tahrik etme, bahis ve şikeye yönelim gibi olumsuzluklar neden artmaktadır.? Geleceğimizi tehdit eden tüm bu olumsuzluklar en alt liglerde dahi sıkça görülmesi nedendir? Çocuk ve gençlerimizin eğitim ve gelişiminde en önemli yer sahip olan antrenörlerimizin eğitimi ile seçimi konusunda ne tür eksikliklerimiz vardır?

Kulüplerimiz yetenekli futbolcuları neden keşif edememektedir? Sayı, niçin bir elin parmakları kadardır? Sunulan onca imkânlara rağmen yetenekli futbolcunun üst aşamalara taşınması bu kadar zor mudur? Daha açık bir şekilde ve seçkin bir örnekle vurguda bulunayım. Alt lig takımlarında kazanılan puanlar elde edilen şampiyonluk başarıda öncelik olarak mı görülmelidir.?

Ülkemiz şartları dikkate alındığında; U11, U12, U13, U14, U15 gibi liglerde futbolcunun gelişmesinin önüne skor neden konulmaktadır? Bu yaş grubundaki çocukların saf düşünce ve hayalleri, futbol okulları adı altında ‘müşteri’ gibi görülerek neden heba edilmektedir?

Bu bakış açısı ve anlayış içerisinde günü kurtarmak belki mümkündür ancak, geleceği tasarlayarak hedeflerinize ulaşabilmek mümkün müdür? Oyun ve öğrenme çağında olan bu yaş gruplarında bulunan futbolcu adayları çocukluğunu yaşamadan, örenmeden, gelişimini tamamlamadan skor öncelikli bu bakış açısıyla geleceğe hazırlama çabasının sonu kısır bir döngü içinde bocalamak değil midir?

10876548-10205777840311989-1954041901-o.jpg

Alt yaş gruplarında, 17 yaşa kadar yeteneği saptanan, kulüp ve milli takım yetkilileri tarafından gözlemi tutulan futbolcular sıçrama şansı olmasına rağmen neden profesyonel takımlarımızda yer alamamaktadır?

Bilinmeli ki, bu şehirde yaşayan, bu şehirde belli makam, mevki ve sıfatlar içerisinde maddi manevi kazanımları bulunan insanlar bu şehre ve bu şehrin insanına borçludurlar. Bilgi paylaşıldıkça değer, tecrübe duygu ve düşünceye dönülürse anlam bulur.

Bilmekteyiz ki, insanoğlu iyi ya da kötü, tüm yaptıklarıyla hem yaşarken hem de ölümünden sonra yad edilecektir.
15-page-0001.jpg

Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum